Kasım ayının on birinde telefonum bildirimlerle dolmaya başladı. “Son 4 saat”, “Stoklar tükeniyor”, “Sadece bugün yüzde altmış indirim.” Bunları görünce elimde olmadan bir şeyler açmaya başlıyordum. Sadece bakayım, sadece bir göz atayım diyordum.
O ay bütçemi tutturamadım. Aralık’ta da tutturamadım. Ocak’ta oturdum ve hesap yaptım.
Çıkan rakam beni rahatsız etti. Ama daha çok rahatsız eden şey şuydu: aldığım ürünlerin büyük çoğunluğunu almayı, indirim duyurusunu görmeden önce aklımdan bile geçirmiyordum.
“İndirimde Aldım, Kârdayım” Mantığı
İndirim dönemlerinde harcamanın kendine özgü bir psikolojisi var. Normal zamanlarda almayı düşünmediğiniz bir ürünü indirimde görünce zihniniz onu farklı bir çerçevede değerlendirmeye başlıyor. “Zaten lazım olacaktı” ya da “Şimdi almazsam daha pahalıya alırım” diye düşünüyorsunuz.
Bu düşüncenin doğru olduğu durumlar var. Gerçekten almayı planladığınız, ihtiyacınız olan, zaten bütçenizde yer açtığınız bir ürünü indirimde almak tasarruftur.
Ama ben o ay yaptığım hesapta şunu gördüm: planladığım ürünler için harcadığım para ile “indirim gördüm, fırsatı kaçırmayayım” diye aldıklarım için harcadığım para arasındaki oran beni şaşırttı. İkincisi birincisinden fazlaydı.
Kasım Ayının Dökümü
O ay aldıklarımı listeledim ve her birinin yanına şu sorunun cevabını yazdım: “İndirim duyurusunu görmeden önce bunu almayı düşünüyor muydun?”
Listede şunlar vardı: bir mutfak aleti, iki kitap, bir spor çantası, üç parça giyim, bir bluetooth hoparlör, iki cilt bakım ürünü ve birkaç küçük ev aksesuarı.
Soruyu dürüstçe yanıtladım. Kitapların ikisi de zaten okuma listemdeydeydi, onlar planlıydı. Bir giyim parçasına gerçekten ihtiyacım vardı, o da planlıydı.
Geri kalanlar? Görmeden önce aklımda yoktu. Mutfak aleti “işime yarardı” kategorisindeydi ama almak için harekete geçmemiştim. Spor çantası “eskisi iyiydi aslında” dediğim türden bir alışverişti. Hoparlör tamamen o anlık bir heves, birinin paylaşımını gördükten sonra aklıma girmişti.
Bu “planlanmamış” kalemlerin toplamı o ay bütçemin çok üzerindeydi.
İndirim Günlerinin Yarattığı Koşullar
O hesabı yaptıktan sonra kendimi neden bu kararları verdiğimi düşündüm. Tek bir neden yoktu, birkaç koşul aynı anda birleşiyordu.
Zaman baskısı: “Son birkaç saat” ve “stok tükeniyor” ibareleri düşünme sürecini kısaltıyor. Normalde bir hafta boyunca aklınızda tutacağınız, üzerine uyuyacağınız bir karar anında veriliyor.
Karşılaştırma çerçevesi: Zihinsel referans noktası ürünün gerçek değeri değil, “normal fiyatı” oluyor. Üç yüz liralık bir ürünü yüz seksen liraya aldığınızda yüz yirmi lira kazandığınızı düşünüyorsunuz. Oysa yüz seksen lira harcadınız.
Toplu alışverişin yarattığı uyuşma: Sepette zaten on ürün varken bir tane daha eklemek küçük geliyor. Tek tek bakmak yerine toplamı görünce şaşırıyorsunuz.
Sosyal onay: Çevreniz de aynı dönemde alışveriş yapıyor. Paylaşımlar, öneriler, “bunu aldım çok iyi” mesajları. Bu ortam içinde alışveriş yapmak son derece normal ve hatta beklenen bir davranış gibi hissettiriyor.
Bunların hepsini bilmek kararlarımı otomatik olarak düzeltmiyordu. Ama farkında olmak, en azından durup düşünmeme imkân tanıdı.
Ertesi Yıl Farklı Bir Şey Denedim
Kasım’dan birkaç hafta önce, hâlâ kafam sakin ve indirim telaşı başlamamışken bir liste yaptım. “İndirim döneminde almak istiyorum” listesi. Her ürünün yanına neden istediğimi ve ne kadar ödemeye razı olduğumu yazdım.
Liste on iki kalemle başladı. Sonra üzerinden tekrar geçtim. “Bu gerçekten lazım mı, yoksa aklımda gezinen bir şey mi?” diye sordum her biri için. Listeyi beş kaleme indirdim.
İndirim dönemi geldiğinde o beş kalem için aktif olarak fiyat takibi yaptım. İkisi için istediğim fiyatı buldum ve aldım. Üçü için bulamadım, almadım.
O Kasım ayı bütçemi tutturdum. Üstelik bir önceki yıla göre çok daha az zihinsel yorgunlukla.
Listenin Ötesindeki Güvence
Liste yapmak tek başına yetmeyebilir. Çünkü indirim döneminde listeye ekleme yapmak çok kolay. “Bunu da ekleyeyim, sonuçta indirimde” diyebiliyorsunuz.
Bunun için kendime ikinci bir kural koydum: indirim döneminde yeni ürünler listeye ekleyemiyorum. Liste kapandı, o kapandı. Görmediğim, aklıma gelmediği bir şey gerçekten lazımsa indirim bitince alırım.
Bu kural garip ve katı geliyor ilk başta. Ama uyguladığımda şunu fark ettim: ihtiyacım olan şeyleri indirim döneminden önce zaten biliyordum. İndirim döneminde “keşfettiğim” şeyler genellikle ihtiyaçlarım değil, pazarlamanın bana sunduğu seçeneklerdi.
Tasarruf mu Harcama mı
İndirimde alışveriş yapmanın tasarruf mu yoksa ek harcama mı olduğu sorusunun cevabı aslında basit.
Almayı zaten planladığınız şeyi daha ucuza aldıysanız tasarruf ettiniz.
Almayı planlamadığınız şeyi indirimde gördüğünüz için aldıysanız, ne kadar ucuz olursa olsun, o parayı harcadınız.
İkinci durumda yüzde elli indirim sizin için yüzde elli tasarruf değil, yüzde yüz harcamadır. Çünkü o para olmadan da gayet iyi yaşıyordunuz.
Bunu Kasım hesabımı yaparken anladım. O ay şunu fark ettim: indirim dönemleri benim için kâr fırsatı değil, bütçe için risk dönemiydi.
Artık o dönemlere farklı hazırlanıyorum. Ve ay sonu ekstrem sürpriz olmadan kapanıyor.
